Zamanda Av

 T-Rex hologramı sınıfın ortasından geçerken öğrenciler bu devasa yaratığa heyecanla bakıyorlardı. G.02 Hologramı eşsiz gerçekçilikteydi. Dinozorun terlemiş derisinin kokusunu bile alabiliyordunuz. Çocuklar arasında daha önce oynadıkları oyunların içinde dinozorlarla karşılaşmış olanlar vardı. Bu tür oyunları yasaklayan ailelerin çocuklarıysa hepsinden daha heyecanlıydılar. Hem bu devasa yaratığı hareketli bir şekilde görebildikleri hem de bir yasağı çiğneyebildikleri için, üstelik bu dersti. Aileler çocuklarının oyun odasında oradan oraya sanal bir dinozoru vurmak için koşmalarından rahatsızlık duyuyordu. Silah üretiminin yasaklandığı zamanlarda, böyle oyunların çıkmasını ayıplıyor, oyun firmalarına sayısız davalar açıyorlardı. Fakat hala kazanan olmamıştı.  

 David S. Geller sınıftaki arkadaşlarından daha çok bu oyunlarda vakit geçirmişti. Dinozorlara özel bir merak duyuyor, Teropod türlerindeki dinozorları tek seferde sayabiliyordu. Üzerindeki tişörtte bir otçul olan Argentinosaurus vardı. David’te  Argentinosaurus gibi uzun ve iriydi. Sınıftaki arkadaşları onun dinozorlara olan bu ilgisiyle alay ediyorlar, o ne zaman konuşmaya başlasa T-Rex çığlığı atıp gülmeye başlıyorlardı. Alay konusu olmasının nedenlerinden birisi de çoğu kostüm partisine T-Rex olarak katılmış olmasıydı. Artık arkadaşları ondan söz ederken, akıllarında bir dinozor canlanıyordu. David, T-Rex yanından geçerken gözlerini ayırmadan seyretmeye devam etti. Dinozor bir savaş çığlığı attığında arkadaşları korksa da o çığlığa garip bir şekilde karşılık verdi. Eiğğğğğk. Gösteri bitmiş, çocuklar gözerlerini kapadığında T-Rex kaybolmuştu. David sessizliği bozan ilk kişi oldu, dinozoru tekrar görmek istiyordu. ‘’ Dinozorların soyu neden tükendi? ‘’ David onların yaşamasını istiyordu… 

 Zaman yolculuğu, açıklanmamış bir gelişmeydi. Herkesin satın alabileceği bir şeyin ancak reklama ihtiyacı olurdu. Oysa zaman yolculuğu, özel bir hizmetti. Böyle bir şeyin reklama ihtiyacı yoktu. Ki bu haliyle bile bazı erişim ve hareket kısıtlamalarına tabiiydi. ‘’ Dinozor Avı ‘’ en çok tercih edilen seyahat şekliydi. Şiddetin ve silahların ortadan kalktığı bir zamanda geçmişe gidip büyük canavarlar avlamak insanlara tatmin edici geliyordu.  

 İçlerinde David’in ailesinin de olduğu bir grup, şehrin saat kulesinden içeriye alındılar. Bu ilk seyahatleri değildi. Kulelerin içinde ekipmanlarını giyinmeye başladılar. Lazer silahları, bilye kadar küçük ama bir binayı toz haline getirebilecek bombalar, dışarıdan gelebilecek herhangi bir darbeyi anında eritecek olan giysilere adapte edilmiş alan zırhları, aralarında kesintisiz iletişim ve değerlendirme sağlayacak olan kasklar… Her şey seyahat gerçekleştikten sonra aktif duruma gelecek, böylece çağın silah kanunları korunmuş olacak. Avcılar hazırlanırken, organizasyonun sahibi Bay T. – ismini T-Rex’ten alıyordu, seyahatleri sırasında, üstelik ışın silahı kullanmadan, defalarca T-Rex öldürmüştü- yüksek bir yere çıkıp yeni silahları tanıtmaya başladı. Bu silahlar gezginlerin satın aldıkları seyahate dahil olmayan, en az seyahatin kendisi kadar pahalı ve güçlü silahlardı. Bay T’nin elindeki silaha ‘’ Ölüm Meleği ‘’ adı verilmesinin nedeni de buydu. Tek örnekti. Bununla bir sürünün hepsini anında yok edebilirdiniz. Geriye sadece temiz iskeletler kalırdı- yani pahalı hatıra eşyaları, bunları gezide başarısız olanlara satabilirdiniz-.  

 David’in ailesi Ölüm Meleği’ni satın aldığında, avcılar arasında yüksek bir alkış başladı. Onlar, geçen seferin rekorunu taşıyorlardı. Üç yıllık periyodlarda düzenlenen bu oyunda, her seferinde Geller ailesinden söz edilirdi. Şimdi Ölüm Meleğiyle kendi rekorlarını kıracaklarına bir bahse girerseniz kazançlı çıkardınız. Alkış ve tebrik seslerinin arasında Eriksen ailesinin üyeleri donuk bir suratla bekliyordu. Zamandaki bu ava Yokedici Tankla gidecek kadar hırslıydılar. Gellerların rekorlarını ikiye katlayarak kırmak istiyorlardı. Bay T, son silah tanıtımını yaptığı sırada, dinleyicilerin ilgisi iyice azalmaya başlamıştı, silah şimdiye kadar tanıtımı yapılan tüm ürünlerden çok daha pahalı, hatta servet değerindeydi. Üstelik yıkım gücü aşırı yüksek olduğu için sıkıcı ve tehlikeli olarak görülüyordu.  

 ‘’ Gjallarhorn! Bir İskandinav kıyameti!  Gjallarhorn, gürültülü bir ölüm makinesi! ’’. Bay T, silahın gücü ve kullanış biçimi hakkında ayrıntılı bilgiler anlatırken, Eriksen ailesi ateşlendiğinde ortaya çıkartacağı renkleri ve yıkımı düşünüyordu sadece. Gjallarhorn Eriksenların oldu. Bu ticaretten sonra seyahat kötü geçerse onların katıldığı son sefer bile olabilirdi. Avcılar kulenin merdivenlerinden Bay T eşliğinde çıkmaya başladılar. Küçük bir yıkım ordusuydular şimdi. Saat on ikiyi vurduğunda çarkların arasında geniş, yeşil bir portal açıldı…   

 David eve döndüğünde akşam yemeği hazırdı. Masada tek başına oturup, dinozorlar hakkında bir belgesel izlemeye başladı. Masanın üzerinde küçük boyutlarda hareket eden hologramlardan oluşuyordu hepsi. Yemek masasının bu yansıtıcı özelliği, yemekleri daha eğlenceliydi kılmıştı. Çorbasının içine bir Raptor yavrusu zıpladı. Şıp. Gerçekçiydi!.. 

 Avcılar koca yaratıkların peşinden koşup ateş ediyorlardı. Gellerlar şimdiden üç yetişkin Raptor avlamayı başarmıştı. Eriksenlarsa yaraladıkları bir Styracosaurus’un peşinden koşuyorlardı. Kasklarındaki sayaç dönüş vakitlerinin geldiğini gösterdi. Stonehenge çemberine girmeliydiler. Taşlar bilindiğinden çok daha yeniydi aslında. Geçmişten gelen bir şey değil, geçmişe bırakılmış bir portal aracıydı. Avcılar çembere doğru koşuyorlar bir yandan da etrafa ateş ediyorlardı. Yaklaştıkça ateşi kestiler. Gellerlar çembere ilk girenler oldu, peşlerinden diğer avcıların da girmesiyle hizalandılar. Grubun neredeyse hepsi tamamdı şimdi. Eriksenlar çembere girecekken, uzaktan onlara doğru koşan bir Spinosaurus gördüler. Bay Eriksen Gjallarhorn’u Spinosaurus’a doğrulttuğunda grup çığlık atarak ‘Hayır Eriksen!’diye karşı çıktı. T-Rex neredeyse çemberin dibindeydi, Eriksen kıyameti ateşlediğinde taşlardan birisiyle koruyucu alanı havaya uçurdu, böylece Spinosaurus çemberden içeriye rahatlıkla girdi. O sırada da aktarma gerçekleşti. Renkler… Çığlık sesleri ve küfürler… 

 David masanın üzerindeki canlandırmayı seyretmeyi bırakıp, dışarıdan gelen gürültüye baktı. Yeni bir gösteri diye düşündü. Saat kulesinden bir Spinosaurus dışarıya doğru çıkartmıştı kafasını. Yumurtasının kabuğunu kıran bir dev gibi kolay olmuştu, kuleyi yerle bir etmesi. Canavar çığlıklar atarak koşmaya ve ezmeye başladı. Öğğğeeeiiiik! 

Şehmus Özen

Yorum bırakın